Roman Diliyle İktisat, Mustafa Özel.


Kısaca: İktisat tarihçisi Mustafa Özel'in Goethe, Balzac, Mark Twain, Jane Austen, Kemal Tahir, Yakup Kadri, Halid Ziya ve Peyami Safa gibi bir çok yazarın romanlarında yer alan iktisadi düşüncenin izini sürdüğü kitabı.


Neden çok iyi? 19. ve 20. yüzyılın ekonomik gelişmelerinin Dünya ve Türk edebiyatında kendini nasıl gösterdiğini 30'dan fazla roman üzerinden aktaran kitap, okuması sıkıcı iktisadi metinlerden farklı olarak gayet akıcı. Başka dillerde örnekleri olsa da, Türkçe'de, özellikle de Türkiyeli yazarların kitaplarına iktisat penceresinden bakan incelemeler olmaması nedeniyle de son derece önemli.


Yayınevi ve basım bilgileri: Küre Yayınları, 1. basım Mart 2018.


Kitaptan alıntılar:


Robinson Crusoe'nun bu bölümlerini "Girişimciliğe Giriş" derslerinde rahatlıkla okutabilirsiniz: 1. Girişimci kiminle yola çıkacağını bilmeli. 2. Başlangıç sermayesini oluşturacak bir çevresi olmalı; kendisine itimat edip, bu kaynağı verebilmeliler. 3. Ehil, tecrübeli insanlara danışmalı. 4. "Yolculuğun" inceliklerini öğrenmede kusur etmemeli, bilinmesi gereken teknik detayları öğrenmeli. 5. Kazanç yolunda kararlı adımlarla yürümeli, fakat aşırı tutku yüzünden hesapsız kitapsız hareket eder hale gelmemeli. (sf. 61)


Ondokuzuncu yüzyıldan 6. yüzyıla fırlatılmış olan Connecticutlı yankee [Huckleberry Finn'in serüvenlerindeki Hank Morgan karakteri] sürekli yenilik (inovasyon) peşindedir. İbadetler dahil, her şeyi metalaştırmaya, pazarlanabilir bir mal kılmaya dönük bir mantısı vardır. Satılamayan şey, beş para etmez. Ziyaret ettikleri bir münzeviler dergâhında, Mevlevî semazenlere benzetebileceğimiz ünlü bir keşişin hareketlerinden bile nasıl kâr edle edebileceğini hesaplar: "Adam yüksek bir platformda, hızla ve hiç durmaksızın, başı ayaklarına değecek kadar eğilip doğruluyordu. İbadet şekli buydu. Saat tutarak izledim onu ve 24 dakika 46 saniyede 1244 devir yaptı."... Kahramanımızın yufka yüreği, böyle bir enerjinin heba olmasını kaldırmaz. Mekanikteki en üretken hareketlerden birini yapan bu münzeviyi "esnek kordonlar vasıtasıyla dikiş makinesi çalıştırmayı sağlayacak bir sisteme bağlamayı" tasarlar. (sf. 153)


Agop ve Nuri Bey [Tanpınar'ın Mahur Beste romanının karakterleri], dinleri farklı iki Osmanlı. Bana göre her ikisinin de davranışı gayet makul. Birinin "çocukluk aşkını" unutmaması, diğerinin (Weber'e uygun bir ifade kullanırsak) "işletmesi için yaşamayı" reddetmesi niçin akıldışı sayılsın? (sf. 264)


1923-38 dönemini Kemalist bir asr-ı saadet sayan Yakup Kadri de, Panorama başlıklı romanında, o dönemin devletçiliğinin "çözülmez bir bilmece" olduğunu söylüyordu. "Bunu kimimiz tekelcilik, kimimiz devlet kapitalizmi, kimimiz de bir nevi sosyalizmle karıştırıyoruz. Oysa ki, bu ne o, ne öbürüdür. Türk devletçiliği, yalnız Türk milletinin ekonomik bünyesinden doğma ve yalnız onun ekonomik zaruretlerine cevap veren bir sistemin adıdır. Bunun tarifini Batı dünyasının ve Batı ilminin hiçbir kitabında bulamayız." (sf. 284)


#MustafaÖzel #KüreYayınları #İktisat #Roman #Kitap #Edebiyat

© 2018 by Çok iyi işler. Tüm hakları saklıdır.

  • whatsapp
  • White Instagram Icon
  • White Facebook Icon
  • Beyaz Heyecan Simge