Acemi Eğitimi, Can Kozanoğlu


Kısaca: Gazeteci ve akademisyen Can Kozanoğlu'nun Adana ile İstanbul'da geçen çocukluk ve gençlik hikayelerinden oluşan yarı kurgu, yarı otobiyografik roman.


Neden çok iyi?  Aile bireyleri ve akrabalar başta olmak üzere, ana karakterin tanıdığı bir çok farklı insana ait renkli ve tirajik hikâyeler duyarlı bir göze ait incelikli yorumlar aracılığıyla aktarılıyor. Ayrıca samimi bir dili var ve 70'ler Türkiyesinin gündelik tarihine dair ilginç detaylar içeriyor.


Süre: 252 sayfa. Basit ve rahat bir dili olduğu için hızlı okunuyor. Olayların gelişimi veya kurgunun geneli özel bir dikkat gerektirmiyor.


1. basım: İletişim Yayınları, 2005.

Can Yayınları'nda 1. basım: Nisan 2015, İstanbul.


Alıntılar:


Şehrin burjuvalarından sayılırdık. O zaman sayısı pek fazla olmayan apartmanlardan biri bizimdi. Babamın yufka yürekliliğinden istifade edip hemen hiç kira ödemeyen kiracılarımız vardı. Yalnızca bir aile kirayı aksatmazdı. O ailenin babası, İncirlik’te çalışan bir Amerikalıydı.


Üç küçük çocuk, anne ve babadan oluşan Amerikalı aileye ‘zenciler’ derdik. Zenci demek ayıp sayılmıyordu henüz. Annem ve babam, o ailenin çocuklarını çok severdi. Biz de severdik. Birlikte oyun oynardık.

(Sf. 18, Can Yayınları, 2015)


'…Şebeğin şah olduğu yerde aslan, eşeğin padişah olduğu yerde insan durmazmış!'

Eski tip Çukurova kadınında, özellikle de okumamış olanlarında sık rastlanan bir özellik, laf arasında güzel atasözleri uydurma özelliği, Emine’de de vardı. Babam en çok yukarıda aktardığım sözü severdi. İsmet Paşa, Ecevit’e karşı kurultay yenilgisine uğrayıp da CHP’den istifa ettiğinde, babam Emine’nin bu sözünü sık sık almıştı mesela. Birkaç ay sonra da Ecevitçi olmuştu.

(Sf. 28, Can Yayınları, 2015)


Tansal Abi anneannemlerde kalacak, acilen tamamlanması gereken bir senaryoyla uğraşacaktı. Yeşilçam, Hollywood süratiyle iş yapıyordu. Savaş havası sürerken bir Kıbrıs filmi çekilecekti. Tansal Abi’nin anlattığına göre, filmi İngiltere’de zengin olmuş bir Kıbrıslı finanse ediyordu.


Aslında Tansal Abi’nin derdi yaz başındaki gelişinde âşık olduğu Nilüfer Abla’ydı. Kapı komşularımızın 20 yaşındaki güzel kızı… Nilüfer Abla’nın balkonda senaryo yazan genç sinemacıdan etkilenebileceğini düşünüyordu herhalde.

(Sf. 84, Can Yayınları, 2015)


Babam bu cevapla tatmin olmamıştı ve bulduğu açığın üzerine gitmekten zevk alıyordu. Eniştem sonunda karşı atağa geçmek zorunda kaldı: ‘Niçin bana soruyorsun ki bunları? Seninkilere sor. Komünistler CHP genel merkezine saklanıyor, cevabı en iyi onlar bilir!’

Eniştemin komünist dediklerinden CHP genel merkezi’nde var mıydı, bilmiyorum. Ama kendi evinde iki tane vardı. İTÜ’yü bir türlü bitiremeyen Sertaç abiyle iktisat fakültesinde okuyan Okan abi solcuydu.

(Sf. 111, Can Yayınları, 2015)


Erken evlenmiş olan anneanem henüz 35’inde. Güzel kadın. Zengin. Adana’da talipli ya da talipçi derler; bir çok talip çıkıyor anneanneme. Hatta bazıları işi zorlamaya, tehdide, tacize vuruyor. İçlerinden biri o kadar ileri gidiyor ki, anneannem adamı polise şikayet ediyor. 40’lı yıllar… Hatırlılar sınıfından da olsa, bir kadının bir adamı böyle nedenlerle polise şikayet etmesi hoş karşılanacak şey değil. Polis de bir şey yapmıyor zaten.

(Sf. 189, Can Yayınları, 2015)


#CanKozanoğlu #CanYayınları #Adana #İstanbul #Otobiyografik #Edebiyat #Roman #Kitap

© 2018 by Çok iyi işler. Tüm hakları saklıdır.

  • whatsapp
  • White Instagram Icon
  • White Facebook Icon
  • Beyaz Heyecan Simge